|
Bir süreden beri Selçuk ve Kemalpaşa yörelerinde,
mağaralar üzerindeki arkeolojik araştırmalarımı yürütürken,
bu çalışmalarımdan aldığım ilhamla, çocukluk çağlarımı geçirdiğim,
Çorum ilinin Cemilbey (Çorak) nahiyesi yöresindeki inlerin
ne olduğunu araştırmaya karar verdim.(1)
Cemilbey nahiyesinden başlayıp Çorum yolunda
2-3 km. ilerlenince Çorum ırmağına gelinmektedir (Resim:1),
Bu bölgeye Sacayak Boğazı denilmektedir (Resim:2) (2), Çorum
ırmağını geçtikten sonra 500 metre kadar Kuzey-Dağu yönüne
tarlalar içerisinde yürününce, doğal büyük bir kaya kütlesi
ile karşılaşılmaktadır ki buraya Sazak Kalesi adı verilmektedir.(3)
(Resim: 3-5), Nehir yatağından 200 metre kadar yükseklikte
yer alan Sazak Kalesinin zirvesine, insan emeği ile kayalara
oyularak yapılmış bulunan geniş merdivenlerle çıkılmaktadır
(Resim:6), Zirveye yakın yerlerde, yine doğal kayalara oyulmak
suretiyle oluşturulan, yapı kalıntılarına, büyük su sarnıçlarına
ve içerisine zahire koymaya yarayan inlere rastlanılmaktadır(Resim:7-8).
Bu inlerden en büyük oîanı güney yöndedir ve çok uzaklardan
görülebilmektedir (Resim:9). Bu inin derinliği 10 m., genişliği
2,45 m., yüksekliği 2,77 m. dir. Tabana, kadar İnen merdiven
basamaklarının sayısı 30 dur. Bu basamakların genişliği 25
cm., yüksekliği 28 cm. dir. Batı yönde bulunan diğer bir ikinci
inde ise aynı ölçülere sahip 26 merdiven basamağı yer almaktadır.
Merdiven basamaklarının uzunluğu 1,50 m. dir. inin yüksekliği
ve genişliği 2 m. dir. Kuzey yönde bulunan bir diğerinin,
ağzı, içerisine göre daha geniştir. Girişte yükseklik 2,50
m., genişlik 1,30 m, içeride, yükseklik 2,50 m., genişlik
1,72 m, dir. Bu inin basamak sayısı ise 16 dır.
Zirvede kayalar oyularak oluşturulan 2,30 x 1,50 m. büyüklüğündeki
hücreler vardır. Bunların üzerlerinde yer yer, ağaç kalaslar
için yapıldığı anlaşılan oyuklar vardır. Sazak Kalesi üzerinde
yapılmış olan yapıların bu gün sadece doğal kayalar üzerinde
oyulan izleri kalmıştır. Bu yapıların bir gözetleme kulesi
kalıntılarından başka bir şey olmadığına şüphemiz yoktur.
Çünkü burası hem Cemilbey (Çorak) nahiyesi önündeki dağlarla
çevrili olan ovayı, hem de Çorum yönüne doğru uzanan ve Çoluşunyazı
diye adlandırılan Ovasaray köyü yöresini görebilecek nitelikte
stratejik bir duruma sahiptir. Yine Sazak Kalesi üzerinden
batı yöne doğru bakıldığı zaman Aşagı ve Yukarı Sarılık köyleri
görülmektedir (4) .
Sazak Kalesi çevresinde yapmış olduğum araştırmalarda,
tarlalar içerisinde pok çok Bizans seramiği buldum. Ru bölgede
bir Bizans yerleşmesinin olduğu açıkça belli olmaktadır.
Cemilbey (Çorak) nahiyesinin Önündeki verimli ova Çorum ve
Alaca ırmaklarının sularıyla sulanmaktadır. Bu ovanın doğusunda
bulunan Kara Dağ ve kuzeydoğusunda yer alan Akdağ kolay geçit
vermemektedir. Bu dağlar adeta bir kale gibi ovayı çepe çevre
kuşatmaktadır. Dağların eteklerinde yer alan, Cemilbey, Kanlıosman,
Kadıderesi, Yeşilyayla (Kuduzlar), Balıyakup, Karagöz, Gökçepınar,
Elköy gibi köyler bu ovanın etrafında sıralanmışlardır. Bir
çoğu geçen yüzyılın ortalarında kurulan bu köylerin bu yöreyi
seçmeleri, korunaklı bir holge olmasından olsa gerek. 1956
yılındı Sacayak boğazında bulunan Hocanın Pınarı onarılırken
45 adet altın Bizans sikkesi bulunmuştur(5). Bu sikkeler henüz
yayınlanmamış olup Ankara'da Anadolu Medeniyetleri Müzesinde
korunmaktadır. 1412 numara ile müze envanterine kayıtlı bulunan
bu paraların 40 adedi Romanus III Argyrus (12 Kasım 1028 -
11 Nisan 1034) yıllarındandır. Geri kalan 5 adet sikke ise
Konstantin X Ducas (23 Kasım 1059 - 23 Mayıs 1067) dönemine
aittir (6). Tüm sikkeler Constantinopolis darplı ve "nomisma"
birimini taşımaktadırlar. Sikkelerin ağırlıkları 4 gr. İle
4,390 gr. Arasında değişmektedir.
Romanus III H Argyrus sikkelerinin ön yüzlerinde: Romanus MI
cepheden ayakta, sakallı ve başı taçlı İslenmiş, uzun, süslü
olan bir giysisi vardır. Sağ eli kalbinin üzerinde durmakta,
sol elinde ise haçlı bir küre tutmaktadır. İmparatorun hemen
sağında tunik giymiş, başı haleli .Meryem, ona sağ eliyle taç
giydirmektedir (Resim: 10), Yazıtı ?OCEbOH? R?MAN? dır. Arka
yüzde ise: İsa sakallı, cepheden tahtta oturur durumda, Tunika
ve manto giyimli gösterilmiştir. Başında düz hatlı bir hale
vardır. Sağ eli takdis durumunda, sol elinde ise, üzeri süslü
bir incil tutmaktadır. Sikke etrafında iki sıra noktalar vardır,
tjstte bulunan MO da iki sıra. şeklinde noktalarla çevrilidir.
Yazıtı +IhSXISREX RESNAN TlhM dır (Resim: II),
Constantin X, Ducas Sikkeleri:
Ön yÜ7,de-tK?NRACA O?OUKAC- yazıtı vardır. İsa idare eden kraldır.
İsa burada arkalıklı bir taht üzerinde oturmaktadır. Cepheden
gösterilmiş düz haçlı haleli tunika ve mantoludur. Elinde üzeri
süslü bir incil taşımaktadır (7); Arka yüzde ise: tThSXISREX
RESNANTIhM yazılıdır.(Resim: 12),
Konsiantin X sakallı, cepheden, ayakta bir kaide üzerinde durmaktadır.
Sağ elinde
süslü bir Labarum, sol elinde haçlı bir küre. tutmaktadır.
Uzun mücevherli bir elbisesi vardır(8). Paraların etrafı iki
sıra noktayla çevrilidir (Resim: 13).
Genel olarak Constantin X paralan iki tiptedirler. Birincisinde
köşeli, ikincisinde ise figür kavisli bir tahtta oturmaktadır.
Bizim paralarımızda taht köşelidir, Constantin Ducas X paralan
düz olmayıp konkav yapılmışlardır,
Cemilbey (Çorak) nahiyesinin 5 km. kadar doğusunda Karadağ'ın
eteklerinde yaralan Yeşilyayla (Kuduzlar) (9) köyünün güneyinde
Hadidoğlu köyünün hemen altında doğal kayalar üzerine yazılmış
Bizans yazıtları vardır. Yöre halkı buraya "Yazılıkaya"
demektedir. Birkaç satırdan oluşan mezar yazıtı bir duadır
(10).
Cemilbey (Çorak) yöresinde bulunan tüm seramik parçalan, sikkeler,
yazıtlar burada bir Bizans yerleşiminin varlığını açıkça,
ortaya koymaktadır. Ele geçen altın sikkelerden anlaşıldığına
göre 10. ve 11. yüzyılda Sazak Kalesi Önemli bir gözetleme
kulesi idi. Araştırmalarımızdan elde ettiğimiz sonuçlardan
bu yörenin Bizans çağlarında değer kazandığı anlaşılmaktadır.
Cemilbey önündeki dağlarla çevrili bu geniş ova, korunmaya
elverişli olduğu için yerleşim merkezi olarak asırlarca kullanılmıştır.
Bu bölgeye girişi sağlayan Sacayak boğazında yer alan gözetleme
kulesinin stratejik durumu oldukça Önemlidir, Çünkü Kuzeyden
ve kuzey-batıdan gelebilecek tehlikeyi çok uzaklardan görebilecek
bir niteliktedir.
Cemilbey (Çorak) nahiyesinden, Şanlıosman (Kanlıosman)
köyüne giderken, Alaca ırmağı köprüsünü geçmeden önce yolun
sağ tarafında büyük bir cami kalıntısı yer almaktadır(11)
(Resim: 14-15), Selçuklulara ait olduğu anlaşılan bu caminin
kitabesi Çorum müzesindedir(12). Çevrede görülen Selçuklu
devrine ait seramikler ve zaman zaman bulunan Selçuklu dönemi
paralan burada aynı dönemde bir yerleşim merkezinin olduğunu
göstermektedir. Elköy'e giderken Çorum ırmağını geçtikten
sonra Akdağın eteklerinde yer alan ve yine Elköykırı denen
yörede yer alan Bizans devrine ait mezarlara rastlanılmaktadır.
Bunların bazıları doğal kayalara uyulmuşlardır. Bu mezarların
da yine 10. ve 11 yüzyıla ait olduğu kanaatindeyiz,
Cemilbey yöresi, antik çağda ününü duyuran Amasia'dan
çok uzaklarda değildir (13). Sözünü ettiğimiz bu yöre Galatia
ile Helenopont bölgeleri arasında kalmaktadır(14), Amasya
İle Çorum arasında kalan bu bölgeye Pontus Calaticus adı verilmekteydi
(15), Burası, Kapadokya'yı Amasia (Amasya) 'a ve Amisos (Samsun)'a
bağlayan önemli yolların çok yakınındadır(16). Âmisos (Samsun)
'dan başlayan Roma - Bizans yolu, Sivas'a kadar olan modern
yola parelel olarak ilerliyor ve Amasia (Amasya)'dan geçiyor.
Yol burada, Euchaita (Avukat Mecidüzü)'nün kuzeyinden geçiyor.
Tabia (Büyük nefez köyü) yine Bizans çağında önemli bir yol
kavşağı olarak dikkati çökmektedir (17) . Tabia-Kayseri arasındaki
yol Tubul; Peutingeriana'da belirtilmiştir.
Antik çağlarda önemli yol kavşaklarının ve önemli
yolların yakınıda bulunan Cemilbey yöresî, günümüze olduğu
gibi sinesinde bir çok yerleşim merkezlen (köyleri)'ni barındırıyordu.
Bu önemli yollarla, Büyük merkezlerle kolayca ilişki sağlıyan
Cemilbey yöresi yerleşim merkezleri elimizdeki verilere göre
en kalabalık olduğu zaman 10. ve 11. yüzyıl içerisindedir,
ileride yapılacak köklü araştırmaların bu fikrimizi destekleyeceği
inancındayız.
|
|
(*) Doç. Dr. Erol ATALAY
Ege Üniversitesi, Arkeoloji ve. Sanat Tarihi Bölümüm
Bornova / İZMİR.
(1) Çorum'un 26 km, güneyinde, Alaca
ve Çorum irmaklarının birleştiği ovaye. ba-kan tepelerin doğuya
bakan eteklerinde kurulmuş olan Cemilbey (Çorak) nahiyesinin
tarihçesi yüzyirmi yıllık bir geçmişe sahiptir, 125 hanelik
bu küçük köy 1864 yılında Kafkasya'dan gelmiş olan, çerkezler
tarafından kurui-muştur. Kafkasyadan gelen göçmenler, önce
çevredeki köylere yerleştirilmişlerdir. Kozluca köyüne yerleştirilmiş
olan ve Kafkasyadan gelmiş olan Naçu bey ilk iş olarak iki
ırmağın birleştiği yerde bir çiftlik satın almış ve Çorak
Köyünü kurmuştur. Baçe Oğlu Naçu beyin satın almış olduğu
bu çifliğin terinde BURÇ KÖYÜ bulunuyordu (Bu isimde bu yörede
bir köy yoktur. Ne zaman Ortadan Kalktığı bilinmemektedir.
Çorak Köyü İlk kurulduğunda tüm evler
çitten yapılmış ve ilk evi yapan Baçe oğlu/Naçü bey olup,
çevre köylerine yeleştiriImiş olan kabileler halindeki göçmenleri
bu köyde toplamıştır. Bu duruma göre Nogey'leri; Miyane köyünden,
Yemizağleri; Çikhaşan köyünden, Yerğuj'leri; Koyunoğlu Köyünden
Karabe'leri; Karahacip köyünden, Hupşileri Keşlik Köyünden,
Azogoleri Mazıbaşı köyünden getirten Naçu bey böylece köyü
oluşturınuştur. 1902 yılında ilk olarak Nahiye olan Çorak
köyü, zamanın İçişleri Bakanı Cemil Cahit Bey'in adından dolayı
.Cemilbey Nahiyesi, unvanını almıştır. 1938 yılında Bulgaristan'dan
gelen 30 hanelik göçmen ailenin bu nahiyeye yerleşmesi sonunda
köyün nufusu artmıştır. Fakat son 30 yıldanberi (1955'ten
itibaren) devam eden kentleşme hareketi ile bugüıi nahiyenin
nüfusu oldukça azalmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında
Yozgat isyanı ile eşkıyaların baskınına uğrayan Cemilbey Nahiyesi
bir çok acı sahnelere meydan olmuş, ve bir baskın sırasında
Nahiye Müdürii eşkıyalar tarafından öldürülmüştür. Bu gün
Çorum'da yükselen kurtuluş anıtında bu olay dile getirilmekte,
Cemilbey nahiyesi şehitlerinden söz edilmektedir. (Cemilbeyli
Hacı İbrahim Atalay'a köyün kuruluşu ile ilgili olarak vermiş
olduğu bllgiler için teşekkür ederim).
(2) Buraya Sacayak Boğazı denilmesinin
nedeni Cemilbey'den Corum yönüme giderken, ırmağı geçtikten
hemen sonra yolun sağında yer alan üç büyük doğal kayanın
yanyana adeta bir sacayağı gibi durmasındandır. Halk arasında
bu gün söylenen bir efsaneye göre burada devler büyük kazanlarla
yemek pişirirlermiş ve boğazdan gellp geçenleri kontrol ederlermiş.
Bu efsane oldukça ilginçtir. Bu kayalara çok yakın bir yerdeki
Sacayak Kalesini düşünürsek bölgeti kontrol altında bulunduran
Bizanslı askerlerin buradan geçenleri kontrol altında bulundurdukları
şüphesizdir.
(3) Sazak Kalesi adını, hemen yakınında
bulunun Sazak Köyünden almıştır.,
(4) Sanlık hastalığına yakalananlar
bu köylere getirilerek köyün suyu ile banyo yaptırılır ve
böylece hastanın iyi olacağına inanılırdı. Bu nedenlerden
dolayı yanyana duran bu köylerden birine Aşağı Sarılık diğerine
Yukarı Sarılık köyü adları verilmiştir.
5) 1956 yılında Çorum Lisesinde öğrenci
idim ve Sacayak Boğazında bir çeşme onarımı sırasında işçilerin
altın paralar bulduklarını, bunları paylaşırken aralarında
kavga çıktığını, olaya jandarmanın el koyduğunu duymuştum.
25 yıl sonra Sazak Kalesindekl inleri araştırırken bu olayı
da hatırladım ve altın paraların hangi müzede olduğunu araştırmaya
haşladım. Çorum müzesinde olmadığını oğrenince, bu konuyu
benim namıma Ankara Anadolu Medeniyetleri müzesinde araştırması
için. meslekdaşım ve adıgeçen müzenin uzmanı olan Emel Erten'den
rica ettim. Kendisinin yakın ilgisi ile 43 adet altın sikkenin
bu müzede olduğu anlaşılmıştır. 1412 nolu müze envanterine
kaydedilmiş bulunan bizans altın sikkeleri 27 Haziran 1956
yılında Hazine Genel Müdürlüğü kanalıyla müzeye gönderilmiştir.
Bu sikkeleri yayınlayabilmem için bana yakın ilgi göstererek
yardımlarda bulunan Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürü Dr.
Nurettin YARDlMCI'ya Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü
Osman AKSOY'a, aynı müzede sikke ıızmanı Musa KURUM'a, yine
aynı müzenin uzmanlarından olup bu konuda titiz bir şekilde
çalışarak sikkelerl kayıtlardan bulan Emel ERTEN'e ve sikkelerin
fotoğraflarını çeken Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü
fotoğraf uzmanı Coşkun TÜTÜNCÜ'ye en derin teşekkürlerimi
sunarım. Pariste sikkelerle ilgili olarak araştırmalar yaparken
Bibliotheque Nationale de yardımlarda bulunnn A. DAVESNE ve
M, AMANDRY'e sonsuz teşekkürlerimim bildiririm. Sazak Kalesindeki
çalışmalanm sırasında, Cemilbey nahjyesi halkından Şerif Yılmaz,
Zekeriya Eren, Şerif Arslan, Halis Kaya benimle birlikte gelerek
yardımlarda bulunmuşlardır. Kendilerine bu ilgilerinden dolayı
teşekkürü bir borç bilirim.
(6) W. Wroth, Cataloque of the imperial
Byzantine Coins in tho British Museumı vol. II. L906, s. 404
pl. 57: C, Morrisson, Cataloque des Monnaies Byzantines de
la Bibliotheque Nationale vo. II, 1970, s. 626; pl 84, A.
Hugh, A Handbook of Coinugö of the Byzantine Emmpire s. 221.
(7) F. Grierson. Cataloque of the Byzantine
Coins in the Dumbarton Oaks Collection III Bçl:2 parti 1973
s. 711 -715 pl. 58
(8) P. D. Whitting.Monnaies Byzantines
1973. s. 201 fig:321.
(9) Eskiden Kuduzlar koyunde bulunan
bir tekkeye kuduz olan hastalar getirilerek ziyaret ettirilir
vo böylece bu hastaların iyi olacağına inanılırdı. Bu durumdan
dolayı bu koy Kuduzlar adını almıştır. Son yıllarda bu ad
Yeşilyayla olarak değiştirilmiştir.
(10) Yazılı Kaya yazıtı üzerinde Avusturya
Arkeoloji Enstitüsü üyelerinden Doç.Dr. D. Kaibbe çalışmaktadır
ve önümüzdeki yıllarda yayına hazırlanacaktır.
(11) Selçuklu döneminu ait olan caminin
fotoğraflarını çeken ve mektupla bu yöre hakkında bilgi veren
Çorum Müzesi Müdürü Ahmet. Ertekin'e teşekkür ederim.
(12) Caminin kitabesi 30-40 yıl önce
Cemilbey nahiyesinde iken, köy halkından Salih Atalay (Salih
Hoca) tarafından, korunması için Çorum Marif Müdürlüğüne gönderilmiştir.
Daha sonraki yıllarda Corum Müzesinin açılmasıyla oraya devredilmiştir.(Bu
bilgileri veren Kadriye Burhanoğluna teşekkür ederim),
(13) Dictionaire d'lstoire et de Geographie
ecclesiastiques 1. 1930 s. 987
(14) Ibid
(15) W. M. Ramsay, The historical Geograph
of Asia Minör IV, 1890 s.197-221. Bkz, "The Byzantine
Military Road- vo s. 267.
(16) F. Hild, Das Byzantinischo Stressensystem
in Kappadokien (Österreichischo Akadymic der Wissenschaften
phil- Hist.-Klasse Denkschrlften. 131.Band 1977. s. 115 Harita
10
(17) Calder Baen , A Calassical Map:
K. Bittel, Kleinasiatische Studien 1st. Mitt. (1912) s.8-10
|