Ana Sayfa Tarihçe Aileler Kültür Cemilbeyden CemilbeylilerdenCemilbeyli Güreşçiler Portrelerİlanlar

Bizans Paraları Bize Yazın Haberleşme Adresleri Konuk Defteri

BÎZANS SELÇUKLU DÖNEMİ YAPILARI VE ALTIN PARALARI

CEMİLBEY (ÇORAK) \NAHÎYESİNDE BULUNAN BÎZANS SELÇUKLU DÖNEMİ YAPILARI VE ALTIN PARALARI hakkında

Erol ATALAY tarafından sunulmuş Bir Tebliğ


T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
ESKİ ESERLER VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

III.
ARAŞTIRMA SONUÇLAR
TOPLANTISI

Erol ATAL A Y

CEMİLBEY (ÇORAK) \NAHÎYESİNDE BULUNAN BÎZANS SELÇUKLU DÖNEMİ YAPILARI VE ALTIN PARALARI

ANKARA - 20-24 MAYIS 1985
CEMİLBEY (ÇORAK) NAHİYESİNDE BULUNAN BİZANS, SELÇUKLU DÖNEMİ YAPILARI VE ALTINPARALARI

Erol ATALAY*

Bir süreden beri Selçuk ve Kemalpaşa yörelerinde, mağaralar üzerindeki arkeolojik araştırmalarımı yürütürken, bu çalışmalarımdan aldığım ilhamla, çocukluk çağlarımı geçirdiğim, Çorum ilinin Cemilbey (Çorak) nahiyesi yöresindeki inlerin ne olduğunu araştırmaya karar verdim.(1)

Cemilbey nahiyesinden başlayıp Çorum yolunda 2-3 km. ilerlenince Çorum ırmağına gelinmektedir (Resim:1), Bu bölgeye Sacayak Boğazı denilmektedir (Resim:2) (2), Çorum ırmağını geçtikten sonra 500 metre kadar Kuzey-Dağu yönüne tarlalar içerisinde yürününce, doğal büyük bir kaya kütlesi ile karşılaşılmaktadır ki buraya Sazak Kalesi adı verilmektedir.(3) (Resim: 3-5), Nehir yatağından 200 metre kadar yükseklikte yer alan Sazak Kalesinin zirvesine, insan emeği ile kayalara oyularak yapılmış bulunan geniş merdivenlerle çıkılmaktadır (Resim:6), Zirveye yakın yerlerde, yine doğal kayalara oyulmak suretiyle oluşturulan, yapı kalıntılarına, büyük su sarnıçlarına ve içerisine zahire koymaya yarayan inlere rastlanılmaktadır(Resim:7-8). Bu inlerden en büyük oîanı güney yöndedir ve çok uzaklardan görülebilmektedir (Resim:9). Bu inin derinliği 10 m., genişliği 2,45 m., yüksekliği 2,77 m. dir. Tabana, kadar İnen merdiven basamaklarının sayısı 30 dur. Bu basamakların genişliği 25 cm., yüksekliği 28 cm. dir. Batı yönde bulunan diğer bir ikinci inde ise aynı ölçülere sahip 26 merdiven basamağı yer almaktadır. Merdiven basamaklarının uzunluğu 1,50 m. dir. inin yüksekliği ve genişliği 2 m. dir. Kuzey yönde bulunan bir diğerinin, ağzı, içerisine göre daha geniştir. Girişte yükseklik 2,50 m., genişlik 1,30 m, içeride, yükseklik 2,50 m., genişlik 1,72 m, dir. Bu inin basamak sayısı ise 16 dır.
Zirvede kayalar oyularak oluşturulan 2,30 x 1,50 m. büyüklüğündeki hücreler vardır. Bunların üzerlerinde yer yer, ağaç kalaslar için yapıldığı anlaşılan oyuklar vardır. Sazak Kalesi üzerinde yapılmış olan yapıların bu gün sadece doğal kayalar üzerinde oyulan izleri kalmıştır. Bu yapıların bir gözetleme kulesi kalıntılarından başka bir şey olmadığına şüphemiz yoktur. Çünkü burası hem Cemilbey (Çorak) nahiyesi önündeki dağlarla çevrili olan ovayı, hem de Çorum yönüne doğru uzanan ve Çoluşunyazı diye adlandırılan Ovasaray köyü yöresini görebilecek nitelikte stratejik bir duruma sahiptir. Yine Sazak Kalesi üzerinden batı yöne doğru bakıldığı zaman Aşagı ve Yukarı Sarılık köyleri görülmektedir (4) .

Sazak Kalesi çevresinde yapmış olduğum araştırmalarda, tarlalar içerisinde pok çok Bizans seramiği buldum. Ru bölgede bir Bizans yerleşmesinin olduğu açıkça belli olmaktadır.
Cemilbey (Çorak) nahiyesinin Önündeki verimli ova Çorum ve Alaca ırmaklarının sularıyla sulanmaktadır. Bu ovanın doğusunda bulunan Kara Dağ ve kuzeydoğusunda yer alan Akdağ kolay geçit vermemektedir. Bu dağlar adeta bir kale gibi ovayı çepe çevre kuşatmaktadır. Dağların eteklerinde yer alan, Cemilbey, Kanlıosman, Kadıderesi, Yeşilyayla (Kuduzlar), Balıyakup, Karagöz, Gökçepınar, Elköy gibi köyler bu ovanın etrafında sıralanmışlardır. Bir çoğu geçen yüzyılın ortalarında kurulan bu köylerin bu yöreyi seçmeleri, korunaklı bir holge olmasından olsa gerek. 1956 yılındı Sacayak boğazında bulunan Hocanın Pınarı onarılırken 45 adet altın Bizans sikkesi bulunmuştur(5). Bu sikkeler henüz yayınlanmamış olup Ankara'da Anadolu Medeniyetleri Müzesinde korunmaktadır. 1412 numara ile müze envanterine kayıtlı bulunan bu paraların 40 adedi Romanus III Argyrus (12 Kasım 1028 - 11 Nisan 1034) yıllarındandır. Geri kalan 5 adet sikke ise Konstantin X Ducas (23 Kasım 1059 - 23 Mayıs 1067) dönemine aittir (6). Tüm sikkeler Constantinopolis darplı ve "nomisma" birimini taşımaktadırlar. Sikkelerin ağırlıkları 4 gr. İle 4,390 gr. Arasında değişmektedir.

Romanus III H Argyrus sikkelerinin ön yüzlerinde: Romanus MI cepheden ayakta, sakallı ve başı taçlı İslenmiş, uzun, süslü olan bir giysisi vardır. Sağ eli kalbinin üzerinde durmakta, sol elinde ise haçlı bir küre tutmaktadır. İmparatorun hemen sağında tunik giymiş, başı haleli .Meryem, ona sağ eliyle taç giydirmektedir (Resim: 10), Yazıtı ?OCEbOH? R?MAN? dır. Arka yüzde ise: İsa sakallı, cepheden tahtta oturur durumda, Tunika ve manto giyimli gösterilmiştir. Başında düz hatlı bir hale vardır. Sağ eli takdis durumunda, sol elinde ise, üzeri süslü bir incil tutmaktadır. Sikke etrafında iki sıra noktalar vardır, tjstte bulunan MO da iki sıra. şeklinde noktalarla çevrilidir. Yazıtı +IhSXISREX RESNAN TlhM dır (Resim: II),
Constantin X, Ducas Sikkeleri:
Ön yÜ7,de-tK?NRACA O?OUKAC- yazıtı vardır. İsa idare eden kraldır. İsa burada arkalıklı bir taht üzerinde oturmaktadır. Cepheden gösterilmiş düz haçlı haleli tunika ve mantoludur. Elinde üzeri süslü bir incil taşımaktadır (7); Arka yüzde ise: tThSXISREX RESNANTIhM yazılıdır.(Resim: 12),
Konsiantin X sakallı, cepheden, ayakta bir kaide üzerinde durmaktadır. Sağ elinde
x   x
  x  
x   x

 

süslü bir Labarum, sol elinde haçlı bir küre. tutmaktadır. Uzun mücevherli bir elbisesi vardır(8). Paraların etrafı iki sıra noktayla çevrilidir (Resim: 13).
Genel olarak Constantin X paralan iki tiptedirler. Birincisinde köşeli, ikincisinde ise figür kavisli bir tahtta oturmaktadır. Bizim paralarımızda taht köşelidir, Constantin Ducas X paralan düz olmayıp konkav yapılmışlardır,
Cemilbey (Çorak) nahiyesinin 5 km. kadar doğusunda Karadağ'ın eteklerinde yaralan Yeşilyayla (Kuduzlar) (9) köyünün güneyinde Hadidoğlu köyünün hemen altında doğal kayalar üzerine yazılmış Bizans yazıtları vardır. Yöre halkı buraya "Yazılıkaya" demektedir. Birkaç satırdan oluşan mezar yazıtı bir duadır (10).
Cemilbey (Çorak) yöresinde bulunan tüm seramik parçalan, sikkeler, yazıtlar burada bir Bizans yerleşiminin varlığını açıkça, ortaya koymaktadır. Ele geçen altın sikkelerden anlaşıldığına göre 10. ve 11. yüzyılda Sazak Kalesi Önemli bir gözetleme kulesi idi. Araştırmalarımızdan elde ettiğimiz sonuçlardan bu yörenin Bizans çağlarında değer kazandığı anlaşılmaktadır. Cemilbey önündeki dağlarla çevrili bu geniş ova, korunmaya elverişli olduğu için yerleşim merkezi olarak asırlarca kullanılmıştır. Bu bölgeye girişi sağlayan Sacayak boğazında yer alan gözetleme kulesinin stratejik durumu oldukça Önemlidir, Çünkü Kuzeyden ve kuzey-batıdan gelebilecek tehlikeyi çok uzaklardan görebilecek bir niteliktedir.

Cemilbey (Çorak) nahiyesinden, Şanlıosman (Kanlıosman) köyüne giderken, Alaca ırmağı köprüsünü geçmeden önce yolun sağ tarafında büyük bir cami kalıntısı yer almaktadır(11) (Resim: 14-15), Selçuklulara ait olduğu anlaşılan bu caminin kitabesi Çorum müzesindedir(12). Çevrede görülen Selçuklu devrine ait seramikler ve zaman zaman bulunan Selçuklu dönemi paralan burada aynı dönemde bir yerleşim merkezinin olduğunu göstermektedir. Elköy'e giderken Çorum ırmağını geçtikten sonra Akdağın eteklerinde yer alan ve yine Elköykırı denen yörede yer alan Bizans devrine ait mezarlara rastlanılmaktadır. Bunların bazıları doğal kayalara uyulmuşlardır. Bu mezarların da yine 10. ve 11 yüzyıla ait olduğu kanaatindeyiz,

Cemilbey yöresi, antik çağda ününü duyuran Amasia'dan çok uzaklarda değildir (13). Sözünü ettiğimiz bu yöre Galatia ile Helenopont bölgeleri arasında kalmaktadır(14), Amasya İle Çorum arasında kalan bu bölgeye Pontus Calaticus adı verilmekteydi (15), Burası, Kapadokya'yı Amasia (Amasya) 'a ve Amisos (Samsun)'a bağlayan önemli yolların çok yakınındadır(16). Âmisos (Samsun) 'dan başlayan Roma - Bizans yolu, Sivas'a kadar olan modern yola parelel olarak ilerliyor ve Amasia (Amasya)'dan geçiyor. Yol burada, Euchaita (Avukat Mecidüzü)'nün kuzeyinden geçiyor. Tabia (Büyük nefez köyü) yine Bizans çağında önemli bir yol kavşağı olarak dikkati çökmektedir (17) . Tabia-Kayseri arasındaki yol Tubul; Peutingeriana'da belirtilmiştir.

Antik çağlarda önemli yol kavşaklarının ve önemli yolların yakınıda bulunan Cemilbey yöresî, günümüze olduğu gibi sinesinde bir çok yerleşim merkezlen (köyleri)'ni barındırıyordu. Bu önemli yollarla, Büyük merkezlerle kolayca ilişki sağlıyan Cemilbey yöresi yerleşim merkezleri elimizdeki verilere göre en kalabalık olduğu zaman 10. ve 11. yüzyıl içerisindedir, ileride yapılacak köklü araştırmaların bu fikrimizi destekleyeceği inancındayız.


(*) Doç. Dr. Erol ATALAY Ege Üniversitesi, Arkeoloji ve. Sanat Tarihi Bölümüm
Bornova / İZMİR.

(1) Çorum'un 26 km, güneyinde, Alaca ve Çorum irmaklarının birleştiği ovaye. ba-kan tepelerin doğuya bakan eteklerinde kurulmuş olan Cemilbey (Çorak) nahiyesinin tarihçesi yüzyirmi yıllık bir geçmişe sahiptir, 125 hanelik bu küçük köy 1864 yılında Kafkasya'dan gelmiş olan, çerkezler tarafından kurui-muştur. Kafkasyadan gelen göçmenler, önce çevredeki köylere yerleştirilmişlerdir. Kozluca köyüne yerleştirilmiş olan ve Kafkasyadan gelmiş olan Naçu bey ilk iş olarak iki ırmağın birleştiği yerde bir çiftlik satın almış ve Çorak Köyünü kurmuştur. Baçe Oğlu Naçu beyin satın almış olduğu bu çifliğin terinde BURÇ KÖYÜ bulunuyordu (Bu isimde bu yörede bir köy yoktur. Ne zaman Ortadan Kalktığı bilinmemektedir.

Çorak Köyü İlk kurulduğunda tüm evler çitten yapılmış ve ilk evi yapan Baçe oğlu/Naçü bey olup, çevre köylerine yeleştiriImiş olan kabileler halindeki göçmenleri bu köyde toplamıştır. Bu duruma göre Nogey'leri; Miyane köyünden, Yemizağleri; Çikhaşan köyünden, Yerğuj'leri; Koyunoğlu Köyünden Karabe'leri; Karahacip köyünden, Hupşileri Keşlik Köyünden, Azogoleri Mazıbaşı köyünden getirten Naçu bey böylece köyü oluşturınuştur. 1902 yılında ilk olarak Nahiye olan Çorak köyü, zamanın İçişleri Bakanı Cemil Cahit Bey'in adından dolayı .Cemilbey Nahiyesi, unvanını almıştır. 1938 yılında Bulgaristan'dan gelen 30 hanelik göçmen ailenin bu nahiyeye yerleşmesi sonunda köyün nufusu artmıştır. Fakat son 30 yıldanberi (1955'ten itibaren) devam eden kentleşme hareketi ile bugüıi nahiyenin nüfusu oldukça azalmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Yozgat isyanı ile eşkıyaların baskınına uğrayan Cemilbey Nahiyesi bir çok acı sahnelere meydan olmuş, ve bir baskın sırasında Nahiye Müdürii eşkıyalar tarafından öldürülmüştür. Bu gün Çorum'da yükselen kurtuluş anıtında bu olay dile getirilmekte, Cemilbey nahiyesi şehitlerinden söz edilmektedir. (Cemilbeyli Hacı İbrahim Atalay'a köyün kuruluşu ile ilgili olarak vermiş olduğu bllgiler için teşekkür ederim).

(2) Buraya Sacayak Boğazı denilmesinin nedeni Cemilbey'den Corum yönüme giderken, ırmağı geçtikten hemen sonra yolun sağında yer alan üç büyük doğal kayanın yanyana adeta bir sacayağı gibi durmasındandır. Halk arasında bu gün söylenen bir efsaneye göre burada devler büyük kazanlarla yemek pişirirlermiş ve boğazdan gellp geçenleri kontrol ederlermiş. Bu efsane oldukça ilginçtir. Bu kayalara çok yakın bir yerdeki Sacayak Kalesini düşünürsek bölgeti kontrol altında bulunduran Bizanslı askerlerin buradan geçenleri kontrol altında bulundurdukları şüphesizdir.

(3) Sazak Kalesi adını, hemen yakınında bulunun Sazak Köyünden almıştır.,

(4) Sanlık hastalığına yakalananlar bu köylere getirilerek köyün suyu ile banyo yaptırılır ve böylece hastanın iyi olacağına inanılırdı. Bu nedenlerden dolayı yanyana duran bu köylerden birine Aşağı Sarılık diğerine Yukarı Sarılık köyü adları verilmiştir.

5) 1956 yılında Çorum Lisesinde öğrenci idim ve Sacayak Boğazında bir çeşme onarımı sırasında işçilerin altın paralar bulduklarını, bunları paylaşırken aralarında kavga çıktığını, olaya jandarmanın el koyduğunu duymuştum. 25 yıl sonra Sazak Kalesindekl inleri araştırırken bu olayı da hatırladım ve altın paraların hangi müzede olduğunu araştırmaya haşladım. Çorum müzesinde olmadığını oğrenince, bu konuyu benim namıma Ankara Anadolu Medeniyetleri müzesinde araştırması için. meslekdaşım ve adıgeçen müzenin uzmanı olan Emel Erten'den rica ettim. Kendisinin yakın ilgisi ile 43 adet altın sikkenin bu müzede olduğu anlaşılmıştır. 1412 nolu müze envanterine kaydedilmiş bulunan bizans altın sikkeleri 27 Haziran 1956 yılında Hazine Genel Müdürlüğü kanalıyla müzeye gönderilmiştir. Bu sikkeleri yayınlayabilmem için bana yakın ilgi göstererek yardımlarda bulunan Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürü Dr. Nurettin YARDlMCI'ya Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Osman AKSOY'a, aynı müzede sikke ıızmanı Musa KURUM'a, yine aynı müzenin uzmanlarından olup bu konuda titiz bir şekilde çalışarak sikkelerl kayıtlardan bulan Emel ERTEN'e ve sikkelerin fotoğraflarını çeken Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü fotoğraf uzmanı Coşkun TÜTÜNCÜ'ye en derin teşekkürlerimi sunarım. Pariste sikkelerle ilgili olarak araştırmalar yaparken Bibliotheque Nationale de yardımlarda bulunnn A. DAVESNE ve M, AMANDRY'e sonsuz teşekkürlerimim bildiririm. Sazak Kalesindeki çalışmalanm sırasında, Cemilbey nahjyesi halkından Şerif Yılmaz, Zekeriya Eren, Şerif Arslan, Halis Kaya benimle birlikte gelerek yardımlarda bulunmuşlardır. Kendilerine bu ilgilerinden dolayı teşekkürü bir borç bilirim.

(6) W. Wroth, Cataloque of the imperial Byzantine Coins in tho British Museumı vol. II. L906, s. 404 pl. 57: C, Morrisson, Cataloque des Monnaies Byzantines de la Bibliotheque Nationale vo. II, 1970, s. 626; pl 84, A. Hugh, A Handbook of Coinugö of the Byzantine Emmpire s. 221.

(7) F. Grierson. Cataloque of the Byzantine Coins in the Dumbarton Oaks Collection III Bçl:2 parti 1973 s. 711 -715 pl. 58

(8) P. D. Whitting.Monnaies Byzantines 1973. s. 201 fig:321.

(9) Eskiden Kuduzlar koyunde bulunan bir tekkeye kuduz olan hastalar getirilerek ziyaret ettirilir vo böylece bu hastaların iyi olacağına inanılırdı. Bu durumdan dolayı bu koy Kuduzlar adını almıştır. Son yıllarda bu ad Yeşilyayla olarak değiştirilmiştir.

(10) Yazılı Kaya yazıtı üzerinde Avusturya Arkeoloji Enstitüsü üyelerinden Doç.Dr. D. Kaibbe çalışmaktadır ve önümüzdeki yıllarda yayına hazırlanacaktır.

(11) Selçuklu döneminu ait olan caminin fotoğraflarını çeken ve mektupla bu yöre hakkında bilgi veren Çorum Müzesi Müdürü Ahmet. Ertekin'e teşekkür ederim.

(12) Caminin kitabesi 30-40 yıl önce Cemilbey nahiyesinde iken, köy halkından Salih Atalay (Salih Hoca) tarafından, korunması için Çorum Marif Müdürlüğüne gönderilmiştir. Daha sonraki yıllarda Corum Müzesinin açılmasıyla oraya devredilmiştir.(Bu bilgileri veren Kadriye Burhanoğluna teşekkür ederim),

(13) Dictionaire d'lstoire et de Geographie ecclesiastiques 1. 1930 s. 987

(14) Ibid

(15) W. M. Ramsay, The historical Geograph of Asia Minör IV, 1890 s.197-221. Bkz, "The Byzantine Military Road- vo s. 267.

(16) F. Hild, Das Byzantinischo Stressensystem in Kappadokien (Österreichischo Akadymic der Wissenschaften phil- Hist.-Klasse Denkschrlften. 131.Band 1977. s. 115 Harita 10

(17) Calder Baen , A Calassical Map: K. Bittel, Kleinasiatische Studien 1st. Mitt. (1912) s.8-10


 








benimkoyum@cemilbey.liyiz.biz

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın