Ana Sayfa Tarihçe Aileler Kültür Cemilbeyden Cemilbeylilerden Cemilbeyli Güreşçiler Portrelerİlanlar

Bizans Paraları Bize YazınHaberleşme Adresleri Konuk Defteri

Kültür

Adetler, Ananeler, Duygu ve Düşünceler

Çoraklılar neler yetiştirir ?

Tahıl (buğday, arpa)

Köydeki kıraç tarlalara genellikle Buğday arpa ekilir, bazen sulanabilir tarlalara da buğday ekilir ama bu genellikle şeker pancarı, soğan ve bahçe yapmaya gücü yetmeyenlerin başvurdukları bir yöntemdir.

Buğday ekimi buğdayın sapndan ve başağından ayrılmasının uzun süreler aldığı özelliklede biçimi esnasında (Orak) tırpanla insan gücünün gerektirdiği dönemlerde çok zahmetliydi. Aynı şekilde biçilen buğdayın yığın yapılması, Harmana getirilip döğülmesi, sapının samanının ve tanesini ayrılması yılın Haziran ayında başlayıp bazen Eylül ayının ortalarına kadar süren çok zahmetli bir işti. Arpada aynı işlemi görür ama 15-20 gün önce başlardı.

Babayiğitlik bu dönemdeki bazı işlerle birlikte anılırdı; Bir insan maharetli ise çok güzel tırpan sallıyor, çok güzel yığın yapıyor. Hekesten önce harmanı kaldırdı diye anılırdı. Yiğitlik 14 hakla ekini elleşip kağnıya yükler veya 10 hakla ekini sırtlar ayakları titremeden sırtında taşır diye anılırdı. (bir hakla ekin demek 20 Litrelik gazyağı tenekesi dolusu buğday demek yarısına şinik denirdi.) 14 haklalık çuvallart keçi kılından yapılan genellikle siyah beyaz renklerde kilim desenli çuvallardır. Çemilbeyin güneyindeki dağ köylerinde dokunur en meşhurları da "Karahacip" lilerin dokuduğu çuvallardır. Doldurulduktan sonra Çuvaldızı denilen büyük iğnelerle dikilirler.

Harman işinde önce biçerdöğer devreye girdi. Ama bakımı ve işletilmesi zor olduğu için önce başak döküyor. Sapın büyük kısmını tarlada bırakıyor hayvanlar samanı sapa göre daha kolay yiyor benzeri itirazlara maruz kaldı. Harman makinası daha kolay kabül gördü.

Eski harman hikayeleriyle ve harman döneminde yaşananlarla ilgili belki yüzlerce kitap yazılır.

Haşhaş;

Haşhaş Amerika tarafından yasaklanana kadar Tarlaları özellikle rengaren çiçekleriyle yaz başlangıcının gelinlik kızları gibiydi. Tohumu ve yağı yemeklere ve çöreklere ayrı bir tat katıyordu. tohumu tamamen kurumadan öncede avuç avuç yenilirdi.

Ama afyon sakızı satışı yasal olarak sadece devlete yapılabildiği için yüksek fiyatlarla kaçakçılığı yapılmaya başlandı. Köylü kaçakçıların verdiği yüksek fiyatla suç işleme arasına sıkışıp kaldı ilk defa köylü sivil narkotik polisleri ve istihbaratçıları görmeye başladı.

Daha sonra haşhaş ekiminin yasaklanmasıyla insanlar damaklarında haşhaşlı çöreklerin tadıyla kaldılar.

Şeker Pancarı

Şeker pancarı ekimi önce Amasya, Merzifon, Suluova civarında başladı. Daha sonra Çorum ve civarına yayıldı şeker pancarı ekimi ekicilere avans olarak verilen şeker çuvalları, çapa avansları, söküm avansları ve mal tesliminde yapılan nakit ödemelerle köylere taze paranın girmesine sebep oldu. Dolayısıyla refah artışında belirgin etkisi oldu.

Soğan;

Şeker pancarı ekiminde alanların sınırlanması toplu para kazanmaya alışan köylüyü arayışlara sevk etti soğan endüstriyel olarak ekilmeye başlandı. Tarımı yeni gelişen makinalarla özellikle söküm ve kesimi çok kolaylaştı.

Bakliyat (mercimek, nohut, fasulye)

Nohut ve mercimek(yeşil) hemen ilk baharda hasat edilip para ettiği için kır tarlalara ekilmektedir verimi az olsada lezzetlidir.

Sebze, meyve, Bağ;

Sebze ve meyve sulak tarlalarda küçük ölçeklerde yapılmaktadır endüstriyel olarak yapılmasına engel olan pazarlama güçlüğüdür. Çorum civarında bahçecilikte çok ileri bir çok köy vardır. Çorum sebze pazarını bir çarşamba günü gezenler bu durumu görebilirler.

Cemilbeyin güneyinde cehrelik olarak adlandırılan bölge ve cehrelikle köyün arasındaki yamaç bağ için çok uygundur Bundan 15-20 yıl önce cehrelikte 5-6 tane bağ vardı ve çok güzelde üzüm olmakta idi ama uzun süre bakılmayınca yok olup gittiler.

Karpuz kavun içinse bir miktar ekim yapılmakta ve genellikle bu tür ürünleri yetiştiremeyen dağ köylerine götürülüp satılmaktadır.


Yemekler:

Günlük yemekler,

Günlük yemekler orta anadolu geleneksel yemekleridir. Hazır makarnanın yaygın olarak kullanılmadığı dönemlerde, erişte, hinkal, kuskus, bulgur ve yarma kış için hazırlanır ve saklanırdı. Yaz sebzeleri, güneşte kurutulur ve kiş için saklanırdı. Bunlar genellikle taze fasulye, dolma biber, patlıcan, domates v.b., Tarhana, nişasta, turşu, çökelek, pekmez da kış için hazırlanan yiyeceklerdendir.

Ekmek ihtiyacı uzun süre bekleyebilen yufka ekmek ile 2-3 günde bir pişirilen mayalı tandır ekmeği ile fırınlarda pişirilen esmer ekmeklerdir. bu esnada yarım yanıç denilen çökelek ve yeşil biberli küçük çöreklerde pişirilir.

Ziyafetler,

Ziyafet yemekleri genellikle horoz, piliç, nadiren hindi ve kaz kesilerek pişirilirveya daha önce kesilmiş büyükbaş hayvanlarında kurutulmuş et kullanılır. Haşlanan kanatlı hayvan soğan ve salça kullanılarak yahni yapılır. Yahni kavrulmuş kırmızı biberle karışık mısır unu ile yapılırsa lepsi denir. Genellikle mısır pastası ile birlikte yenilir buna çerkez pastası denilir. Her ziyafette tereyaglı erişte pilavi bir meyve hoşafı, yaz olursa ayran olur yemeğe çatal çorba (yeşil mercimek ve kare şeklinde kesilmiş ev makarnası (hinkal) birlikte yapılan çorba) veya yoğurtlu yarmalı nohutlu çorba ile başlanır. Çerkes pastası yapılmışsa sade yenilir yanında başka yemek genellikle olmaz.

Ziyafetlerde bazen ekmek yerine yağda pişirilmiş tava mayalısı (tuguruj) bulunur.

Tatlı olarak en yaygın olanı un helvası, önceden haber alınmışsa ise baklavadır.

Düğün Bayram Yemekleri,

Burada sadece Çerkez Pastası ve Lepsiden bahsetmek gerekir. Pasta; kaç kişi tarafından yenilecği hesap edilerek uygun bir kapta kaynatılan suya daha önce kırmızı kuru biberle oğularak karıştırılmış ve fırınlanmış mısır unu topaklanmayacak şekilde karıştırılır ve muhallebi kıvamında pişirilir. Genişçe bir tepsiye daire şeklinde 5-6 cm kalınlığında yayılır ve içerisine lepsi konulabilecek şekilde çukur havuz açılır.

Lepsi; Bir kapta et iyice haşlanıyor et olarak kanatlı kümes hayvanları olabileceği gibi büyükbaş hayvan eti de olabilir.başka bir kapta soğan ve pasta yapımında kullanılan mısır unu kavrulur bu karışım haşlanmış et ve et suyuna karıştırılarak pişirilir. Lepsi tepsi üzerinde ortasına çukur açılmış Çerkez pastasınin çukur kısmına konulur. Kaşıkla pastadan yarım kaşık lepsiden yanına katık yapılarak birlikte yenilir.

Çerkez pastasının yanında et yerine lepsi olarak peynirle birlikte pişirilmiş yumurta da konulabilir.

Ziyafetlerde (aslında normal yemeklerde de) yemeğe oturanlardan yaşça en büyük olan başlar ve o bitirir. Genellikle safradaki herşey sonuna kadar bitirilmez büyük yemeği bitirdikten sonra yemeğe devam edilmez.

Düğün ve Nişan Törenleri;

Tanışma

Tanışma genellikle gençler arasında yapılan ve Zexes denilen toplantılarda olur. Köy dışından gelen insanlar ise dost akraba tavsiyesiyle görücü usulüyle tanışırlar. Genellikle bir kız görmeye gidilirken yaşlı erkeklerden oluşan bir heyet gider. Heyetin içerisinde herkesin saygı duyduğu Thamate denilen şahsiyetlerin bulunması işi kolaylaştırır. Eğer söz kesilirse şerbet içilir.

Kız tarafı fakirse erkek tarafı başlık verir. Başlık miktarı günün rayicine göre ve makul seviyelerdedir.

Nişanlanma

Söz kesme sonrası nişan töreni yapılarak çevrenin olaydan haberdar olması sağlanır.

Evlenme (Düğün Töreni)

Evlenme öncesi köylü düğün için organize olur buna "Danışıklık" denir. Bir tane "Düğün Kahyası" seçilir Düğün kahyası iki tane genci kendisine yardımcı olmak üzere "yiğitbaşı" seçer

Düğün kahyası düğün yemeği için gerekli hazırlıklara başlar önce ahçıları belirler onlardan aldığı sipariş listesiyle malzemeleri aldırır. Davetlileri belirler düğüne davet etmek için davetiyeleri gönderir. Davetiyeler köy içerisine ve yakın köylere yiğitbaşları tarafında ulaştırılır.

Düğün evi önüne üç bayraklı uçlarında elma olan bayrak direği dikilir.

Davetliler gelinin ineceği günden bir gün önce öğleden sonra gelmeye başlarlar. Davulcu gelenleri karşılar doğruca düğün evine gidilir. Düğün sahibine hediyesi verilir. Bir kahve içildikten sonra Davulcu misafiri davulla kalacağı eve kadar götürür. Misafirin orada kaldığı sürece düğün evinden o eve düğün yemeği gönderilir.

Düğün yemeği genellikle; Pasta-Lepsi, düğün çorbası(üzerine tereyağda kızartılmış küçük kıkırdak konulmuş yayla çorbası), pilav, et, üzüm hoşafı, etli kuru fasulya, baklava veya helvadan oluşur

Her türlü eğlence; sinsin, halay, gegu misafirlerin geldiği günün akşamı yapılır.

Ertesi gün bir gurup gelin almaya giderken diğer grup düzenlenen güreşleri seyreder. Gelin eve gelirken atlılar bayrak yarışı yaparlar. Gelin alayı gelini aldığı köyden çıkarken gelinin köyünden gençler suya batırdıkları söğüt dalları ile gelin alayını ıslatırlar.

Gelin düğün evine geldikten sonra bir çömlek kapının girişine vurularak kırılır o esnada toplanan çoçuklara gelinin başı üzerinden kağıtlı şeker ve para atılır. Eve girmekte nazlanan geline bahşiş verilir bu genellikle Kayın pederin yeni evlilere bir tarla bağışı şeklinde olur.

Gelin eve girdikten sonra bayrak direği indirilir ve bayraklar bir sonraki düğüne saklanır. Bu olay düğünün tamamlandığı anlamina gelir.

Düğünden bir hafta öncesinden itibaren damat evinden uzaklaşır ve bir arkadaşının evine misafir olur. Buna "Şavo" denir. arkadaşının evinden saklanarak düğün evine gelir gider. Düğünden bir hafta sonra genellikle bir Cuma akşamı arkadaşları tarafından ilahiler (esma-il hüsna) söylenerek evine getirilir

 

Bayram Törenler

Dini bayramlar

Resmi bayramlar?

Çocuk oyunları

Çiğdem toplama

Dandürük çevirme

Salıncakta sallanma

Çeşitli harman eğlenceleri,

Genç (delikanlı) oyunları

Güreş (Cemilbeyli güreşçiler)

Taşatma

Ata binme

Kahvehane oyunlar

Çeşitli kağıt oyunları

Domino

Okey

Hasat Dönemi

Buğday ütme,

Buğday Ütme: Haziran ortalarından itibaren buğday başaklarında daneler yeşil ve irileştiklerinde (süt olmaktan çıkıp sertleşmeye başladığında) büyük başaklar dikkatli bir şekilde sapları 30 santimetre olacak şekilde kopartılarak 40-50 başaktan oluşan bir demet yapılır. Bu demet gene buğday sapıyla başakların hemen altından sıkıca bağlanır.

Genellikte köz oluşturabilen kurumuş dallardan bir ateş yakılır ve daha önce hazırlanmış buğday demeti önce en uçtaki buğday kılçıkları olmak üzere ateşte pişirilir(ütülür). demetin bağlandığı kısmın iyi korunması gerekir yoksa hem demet dağılır, hemde başaklar diplerinden yanarak ateşe düşer.

Ateşten toplanan başaklar veya demet halinde pişirilen başaklar bir araya toplanır. Sağ elle sol avuç içerisinde bu başaklar tek tek dik bir şekilde ovalanarak danelerin yerlerinden çıktılır. Bir avuçtan diğerine aktarılarak ve savrularak tanelerin kabuklarında ayrılması sağlanır. Kabuklarından ayrılmış buğday taneleri avuçla tamamı bir defada ağza atılarak yenilir. Çok lezzetlidir.

Büğdayların elle ovalanması esnasında ele bulaşan yanık karası bu sayede yüze de bulaşır ve ağızın etrafı iyice siyahlaşır o yüzden ütme yiyen çocukların ne yaptıklarını söylemelerine gerek yoktur. Yüzlernden anlaşılır.

Nohut ütme (karaharman)

Nohut Ütme (Kara Harman): Buğday ütme ile hemen hemen aynı döneme denk gelir burada da gene dane tutmuş nohutlar. Nohut taneleri ve sapları daha yeşilken (sararmadan hemen önce) toplanırlar ve aynı buğdayda olduğu gibi ama bu defa kurumuş çalı dikenleri yakılarak oluşturulan ateşte pişirilir. Ateş kısa süren alev parlamaları şeklinde olduğu için nohut demeti ateşe tutulup geri çekilerek ve çevrilerek pişirilir. Dalından kopmuş nohut taneleri daha sonra ateşten toplanır ve kabuklarından ayrılıp yenilir. Çok lezzetlidir.

Nohutlar ekildiği tarlaya göre bazen iri taneli bazen küçük taneli olur. Makbul olan iri taneli ve kabuğunda tek olan nohuttur. Bazı küçük taneli nohutlar aynı kabukta çift olabilir.

Hedik (bulgur)kaynatma,

Bulgur Kaynatma: Genellikle harmandan hemen sonra buğdaylar yıkandıktan sonra evlerin avlularında veya açık alanlarda büyük kazanlar içinde buğday kaynatılır. tane şekli bozulmayacak şekilde piştikten sonra kepçe şeklindeki büyük kevgirlerle kazanlardan çıkartılır, beyaz çarşafların üzerine serilerek kurutulurlar.

Kazandan çıkartılan kaynatılmış buğdaya hedik denir. Kendisine has bir kokusu ve lezzeti vardır o yüzden bulgur kaynatanların komşulardan misafirleri olur ve bunlar avuç avuç hedik yerler. Aslında yeme diriliği olarak yeni diş çıkartan çocukların dişlerini kaşıyacak kıvamda olduğu için. Çocuğu diş çıkartana, "sen buna bir hedik kaynat" derler.

Güneş altında kurutulan bulgurlar Sokhularda veya Arsanalarda ince diş kabuklarından ayrılmak için dövülür.

Sakhular: 80 -100 santimetre çapında 70 - 80 santimetre derinliğinde taş havuzlardır. içerisine konulan bulgur " L " şeklinde ağaç kütüklerinden yapılmış çekiçlerle dövülür ve genellikle bir Sokhu Başında iki veya üç kişi bulgur döver. Bu bulgur dövme işi nadiren kadınlar tarafından yapılsada genellikle Genç erkekler veya orta yaşlılar tarafından yapılır. Ritmik hareketlerle yapıldığı için genellikle bu işlem esnasında ahengi sağlamak için türküler söylenir.

Arsana: Çapı 2-2,5 metre olan bir taş havuzve bu havuzun ortasında bir metre yüksekliğinde bir şaft ve bu şafta bağlı alttaki taş havuz içerisinde tekerlek gibi dönen başka bir taş silindir şeklindedir. Tekerlek şeklindeki taşı alttaki silindirk taş havuzun etrafında dönen bir at çevirir. Atın uzun süre aynı yönde dönmesinden meydana gelebilecek problemleri önlemek için at gözlüğü takılır.

Atın bu taşı çevirmesi esnasında bir kişi sürekli olarak taş havuzda kenarlara taşan bulguru uzun saplı tahta bir kürekle dönen taşın altına doğru aktarır. Genellikle bu işler günün serinliğinde yapılır ve arsanada donen sürtünen şaftlardan ve taşlardan yanık nameler duyulur.

 

Ziyaretler

Hasta ziyaretleri,

Cenaze törenleri

Taziye ziyaretleri


Bu bölüm katkılarınızıbekliyor.

benimkoyum@cemilbey.liyiz.biz

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın