Ana Sayfa Tarihçe Aileler Kültür Cemilbeyden CemilbeylilerdenCemilbeyli Güreşçiler Portrelerİlanlar

Bizans Paraları Bize Yazın Haberleşme Adresleri Konuk Defteri

KONUK YAZAR FIKRET ÜNLÜ

Cumhuriyet Gazetesi 09 Aralık 2004

Bir Sampiyonun Ölümü

Cumhuriyet dönemi Türk güresinin efsane isimlerinden, dünya ve olimpiyat sampiyonu Mahmut Atalay 'in beklenmedik ölümü yüreklerimizde derin yaralar açti.

O, 1960'li yillarda dünya minderlerinde esen Türk firtinasinin efsane isimlerinden biriydi. 1965'te Manchester'da yapilan Dünya Güres Sampiyonasi'nda kazandigimiz iki madalyadan birisini, 1966'da Toledo'da yapilan Dünya Güres Sampiyonasi'ndaki tek altin madalyamizi, 1968 Mexico City Olimpiyat Oyunlari'nda kazandigimiz iki altin madalyadan birisini kazanabilmis büyük bir sporcuydu. Büyük Atatürk 'ün tarif ettigi sporcu tipine en uygun sporculardan biriydi. Kisilik özelliginde, zeki ve çaliskan Anadolu insaninin üstün karakteriyle dünya ve olimpiyat sampiyonlugunu kazanmis basarili bir sporcunun alçakgönüllülügü vardi. O, bu büyük meziyetlerini toplum önünde hiçbir zaman gündeme getirmezdi. Büyük insanlar ve büyük sampiyonlara yakisir örnek bir yasantisi vardi. Hayati boyunca ülkesine ve içinden çiktigi topluma karsi olan sorumlulugunu hiçbir zaman unutmadi. Kendisinden sonra gelen sporcular için her yönüyle parlayan bir kutupyildizi gibiydi. Çelebiligi, beyefendiligi, centilmenligi ve basarilariyla ülkemiz için önemli bir prestij, engin bir referans, sonsuz bir gurur kaynagi oldu.

Devlet üstün madalyali bu büyük sporcunun ölümünü kabullenebilmek gerçekten çok zor. Ancak, Sokrates 'in dedigi gibi, ''Yasam geçici, ölüm sonsuzdur'' .

Fakat ne acidir ki böyle büyük bir sampiyonun ölümü, basin ve medya kuruluslari tarafindan sampiyonluklari kadar önemsenmedi ve kamuoyuna duyurulmadi. Oysa büyük sampiyonun ölümü, yikilmakta olan bir çinar agacinin vadilerde çikardigi büyük ve tüyler ürpertici gürültüsüne benzer bir biçimde yankilanmaliydi. Bir dönemin altin adami, ülkesi için canini disine takip gece gündüz çalisarak dünya ve olimpiyat sampiyonlugu kazanmis bir yigit insan, dostlarinin, arkadaslarinin, kendi gibi sampiyonlarin, eski ve yeni spor bakanlarinin elleri üzerinde ebedi istirahatgâhina ugurlandi. Cenazeye olimpiyat ve dünya sampiyonu Ahmet Ayik 'in çabalariyla haberdar edilebilenler katilabildi. Gönül isterdi ki sampiyonun ölümü, degerli yayin organlarimizda, hiç degilse ayagina diken batan bir futbolcunun bacagi kadar veya bir televizyon programinda yer alan hormonlu tavuklarin tirnagi kadar, hatta bunun daha da ötesinde, eglence dünyasindan bir figüranin kahkahasi kadar yer alabilmeliydi. Böyle olabilseydi Mahmut Atalay'in sanina söhretine daha yakisir bir tören olacakti.

Bugün hemen hepsi tarih olmus Kurtulus Savasi gazilerimiz, bagimsizligimizin kazanilmasi ve yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulusu açisindan ne kadar önemli iseler olimpiyat ve dünya sampiyonlugu kazanmis sporcularimiz da Cumhuriyetin kurumsallasmasina ve kimlik bulmasina olan katkilari açisindan o denli önemlidirler.

Dün aksam bir ara Cumhurbaskanimiz Sayin Ahmet Necdet Sezer 'in kulagina egilerek belki haberi yoktur diye sampiyonun ölümünü duyurmak istedigimde, ''Biliyorum, çok üzüldüm, mesaj da yayimladim'' dediler. Ayni duyarliligi Dokuzuncu Cumhurbaskanimiz Sayin Süleyman Demirel 'in de gösterdigini biliyorum.

Kusku yok ki duyan her insan, ayni vefa duygusuyla büyük bir duyarlilik göstermistir. Çünkü o, ülkesinin tüm insanlarinin ortak gururu ve sevinç kaynagi olmustu. Unutmamak gerekir ki Mahmut Atalay gibilerin sayisi da ne yazik ki iki elin parmaklari kadar azalmistir.

Büyük Atatürk'ten beri bizim insan egitimimizin temel amaci; kederde, tasada, kivançta ortak vatandas yetistirmektir. Mahmut Atalay gibi sampiyonlarin yasattigi ulusal cosku ve mutluluk, beklenirdi ki ölümünde de insanlarimizin yüreklerinde ayni oranda yer alan ortak bir hüzne dönüssün. Tabii duyurulursa...



 

benimkoyum@cemilbey.liyiz.biz

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın